.jpg)
Geleneklerine bağlı bir ailede büyümek en büyük şansımdı.
Her mevsimin bir kutlaması vardı bizim ailede ve bu adetler neredeyse tüm senede, her aya tekabül eder.
Hiç bir zaman sıkılmaya vaktimiz dahi olmazdı.
Her ay başka birşeyi kutlar sevinirdik.
İçimdeki bu yaşam coşkusunun sebebide böyle büyütülmek olsa gerek.
Her mevsim bir göçmen kuş gibi o mevsimin en güzel görsel şöleni olan şehirlere gitmek isteyisimin sebebi de budur.
Bahar geldimi baharı da kutlardık biz.
Fethi Paşa korusu erguvanlarla cosardı, yeşil, mor, sarı çiçeklerin görsel şöleni...
Evimize korudan ve Nakkaştepe’deki kırsaldan yayılan çiçek kokuları dolardı.
Bahar ve deniz kokusunun birleşimi bir boğaz çocuğu olan bendenizin en keyif aldığı karışımdır.
Bu mevsim de okula gidişlerim ve okul dönüşlerim de mutlaka bir parça doğa deniz gezisi eklenmiş olurdu hayatı rutinime...
Erguvanlar açtımı baharı kucaklıyoruz demekti.
Nakkaştepe bom boş kırsal bir yerdi.
Papatyalardan, sarı çiçeklerden ve gelinciklerden uzaktan bakıldığında bu birleşim turuncu bir şal gibi görünürdü mutfak camımızdan.
Bu gün yani
1 Mayıs mutlaka pikniğe giderdik.
30 adet gelincik toplatırdı mamacığım bize ...
Mayısın her günü için bir sihirli koruma .
Şimdi aynı şeyleri aynı âdetleri oğullarıma aktarıyorum, gelenek göreneklerimiz unutulmasın.
Boğazın eşsiz manzara terası gibiydi benim köyüm Kuzguncuk tepeleri, bomboş alabildiğine coşkun, yeşil, doğal arsalarda elimizde; 3 çıtadan yapılan, uzun kuyruklu, altıgen ,babamızın elinin mahareti renkli kağıt uçurtmalarımızla bu tepelerde koşturmak en büyük keyifle eşdeğerdi.
Uçurtma rüzgarın şiddetini hissettirir, uçacak sanırdık gök yüzüne minik bedenimizle kendimizi.
O günlerdendir sert esen rüzgarlarla kardeşliğimiz çok iyi tanışırız biz.
Baharın gelişi, Nakkaştepe’de ya da Ada ya gidip piknik demekti hanımlara, çocuklara...
Ağaçlara salıncak kurmak, papatya falı açmak, çiçeklerden taç yapmak, çimenlerde yuvarlanmak, ip atlamak, pilli radyoda çalan müziğin ahengiyle eşlik etmek, piknik tüpün üzerinde fokurdayan caydanlıktan, uçsuz bucaksız maviliklere karşı paşa çayı içmek.
Çıplak ayaklarımızla serin çimenleri duyumsamak.
Uğur böceği bulup dilek dilemekti.
Bahar havasını, tüm çiçek kokularını ciğerine dolduracak kadar kocaman nefes alıp yine de doyamamaktı...
Baharın geleneklerinden biri de taze çiçeklerden örülen kapı süsü yapıp kapıya asmaktı.
Bu bir ay boyunca haneyi koruyan bir koruyucuydu, çetin bir kıştan çıkıp sağlıcakla bahara kavuşmanın sevinciydi.
Artemis doğa tanrıçasına itafendi bu çiçek çelenk.
Seni unutmadık evimizde de seni onurlandırdık.
Sen tabiatı coşturdun, sen tabiat gibi bizi koru diye yapılırdı.
Kırlarda gezip baharın ilk kelebeğini bulmak lazımdı.
Bu bizim senelik talihimizdi.
Uçusan ilk kelebeğin rengi bu sene hakkında bilgi verirdi bize.
Beyaz bir kelebek saadet ve mutlukla dolu bir yıl demekti.
Pembe kelebek aşk ve afiyet, sağlık haberci.
Sarı kelebek hastalık.
Siyah kelebek felaket matem demekti...
Siyah kelebek göreceğim diye korkar yinede aramaktan yılmazdım....
Geçen Bahar Sarı kelebek görmüştüm ,amaan alt tarafı batıl bir inanç deyip gülmüştüm.
Taki hastalıklarla mücadele ettiğim ve kayıp verdiğim bir yıl olana dek.
Bu bahar Gökçeada’da bembeyaz bir kelebek göğsüme kondu...
(Hayat seni herşeyin le çok seviyorum) diye bağırdım dağlara, tepelere, denizlere...
O da yankı ile beni cevapladı .
Hayatta tabiatta her kusuruma rağmen beni çok seviyor.
Bu bahar ilk göreceğiniz kelebeğin rengi beyaz ya da pembe olsun!!!
Kuşları dinleyin, kulak verin baharı mujdeliyorlar bize ....
Sevdiğim ve beni seven herkese gönlünüzce ve denge de huzur, mutluluk, sağlık, aşk, para, neşe, coşku, sevinçli bahar olsun ![]()
Seviyorum hepinizi