
Bir sanatçı düşünün dostlar. Bir eseri, hem bestelesin hem orkestrasyonunu yapsın hem orkestrayı bizzat yönetsin hem de o eseri icra etsin. Var mıdır böyle komple bir sanatçı? Vardı. Hem de insan'dı...
Gün, Timur SELÇUK...
3 yıl önce bugün, 6 Kasım 2020'de kaybettik O'nu. Akşamdan uyuduğu yatağında uyanamadı. "Kalp krizi" dedi sebebine doktorlar...
Tam 3 yıl oldu ayrılalı! Muhteşem üretimlerini hâlâ izliyor, takip ediyoruz. Bedeni toprağa gömüldü de, tam 3 yıldır sesi kayıp…
Dik duruşunu, hassas, duyarlı, sanatçı yüreğini herkes bilir ya! Ailemizdendi… Tüm yüreğiyle hissedenlerin; evine, odasına, masasına, yemeğine konuk oldu yıllarca...
Piyanosunu çalarken, şarkısını söylerken; saçlarını savuruyordu, birden kalkıyor - birden tekrar oturuyor, adeta o ânı yaşıyor, kendinden geçiyordu...
Yaptığı işi Sevgi'yle, Aşk'la yapıyor; bu hissi, bize de geçiriyordu...
Kelimeler yetmez ki, çok var anlatacak. Dilim – kalemim yettiğince, tam da ilk ölüm yıl dönümünde çok var yazacak…
*****
"Benim kabem, ahlâklı insandır." Böyle diyordu bir seslenişinde! Bir röportajında, bir yürek sesinde...
Böyle tarif ediyordu usta...
Bir insanın; alıp alabileceği en büyük pâyenin, dürüstlükten, ahlâktan geçtiğini, ibadetin ve inancın daha sonra geldiğini böyle anlatıyordu o güzel yüreğince...
"Benim kabem, ahlâklı insandır.
Yani üreten,
Paylaşan,
Zulme sessiz kalmayan,
Zalime boyun eğmeyen...
Aklı,
Yani bilimi,
Bilgiyi;
Duyarlılığı,
Yani insanı insan yapan değerleri,
Sanatı;
Vicdanı,
Yani düşünceyi,
Felsefeyi;
HAKKIYLA KULLANAN...
Bütün bunları birleştirici, koruyucu bir "insani üst kimlik" olarak değerlendiren; diğer bütün özelliklerimizi, tüm saygınlıkları içerisinde, bu birleştirici üst kimliğin altına koyan, ahlâklı insan değerleriyle beslenen kişileri kastediyorum..."
Böyle kast etti kendini, böyle anlattı önemsediği şeyleri. İçinde boğulduğumuz, nasıl derin sözler! Nasıl yürekçe bir sesleniş...
Lütfen tekrar tekrar okuyun dostlar! Tekrar tekrar... Her okuduğunuzda, hayata dair yeni bir kazanım elde ettiğinizi göreceksiniz...
*****
Başka bir röportajında da yine ahlâklı olmaya, kardeşliğe ve insan olmaya vurgu yapıyordu: Dünyadaki bütün ahlâklı insanlar benim kardeşimdir. Türkiye’deki bütün ahlâklı yurttaşlar benim kardeşlerimdirler. Ahlâklı yurttaş olmaktan kaynaklanan maddi ve manevi haklarımızın önündeki engellerin kaldırılması doğrultusunda, omuz omuza mücadele etmemiz gerekir. Kime karşı? Ahlâksızlıkları oluşturan ahlâksızlara karşı...
Yaşamı boyunca bu sözleri ilke edinerek yaşadı. Hayata da aynı dik duruşla ve asla eğilmeden veda etti usta...
Müzikal olarak çizgisini hiç bozmadı. Bir an için bile kalitesinden ödün vermedi. Estetik duyguları her zaman ön plânda tuttu...
Timur SELÇUK dendiği zaman herkesin aklına kalite geldi...
Timur SELÇUK dendiği zaman herkesin aklına insanlık geldi...
Bir TV programında “Türkiye’de olan olumsuzlukları görünce moraliniz bozuluyor mu?” sorusuna şöyle cevap vermişti: Asla, tam tersine. Paşa’nın morali bozuldu mu? Top, tüfek yokken, kuşatılmışken. Ben O'nun torunuyum arkadaş. Bitti... Benim yüreğimi iki kaynak besteler. Besler ve besteler. Biri zamanla ölçülen, zamanla sınırlı olan Mustafa Kemâl ATATÜRK’tür. Diğeri, zaman ötesi Mustafa Kemâl ATATÜRK’tür. Ben onlarla beslenirim. Bitti...”
*****
2 Temmuz 1946'da; İstanbul'da, ünlü bestekâr Münir Nurettin'den olur da tiyatro sanatçısı Şehme Hanım'dan doğar...
Galatasaray Lisesi'nde eğitimine devam ederken; İstanbul Belediye Konservatuarı'nın, Piyano bölümünde de öğrenim görür...
Liseyi bitirdikten sonra, henüz 16 yaşında Paris'e giderek; Müzik Öğretmen Okulu'nun, Bestecilik ve Orkestra Yönetim bölümünden mezun olur...
5 yıl boyunca Paris'te; hem öğrencilik yapar, hem de o genç yaşta eğitmenlik. Midesinin sağlığını kaybeder ama. Birkaç kez geçirdiği mide kanamasının ardından, midesinin beşte biri alınır. Yine iyileşmez...
1967 yılının Nisan ayında; Hotel Deu Hastanesi'ndeki Notre Dame koğuşuna yatırılır. Oldukça ağır geçen bir ameliyatla, midesinin üçte ikisi daha alınır. Yüzde 80’i alınıp, yüzde 20’si kalan küçücük bir mideyle yaşar Usta. Ömrünün geri kalanında...
1967'da Türkiye'ye döner. Ve ilk plâğını çıkarır. Cahit Sıtkı TARANCI, Orhan Veli KANIK ve Ümit Yaşar OĞUZCAN gibi, usta şairlerin şiirlerini besteler, kendi seslendirir...
Bu yorumun ve üretimin çok beğenilmesi üzerine, Attilâ İLHAN ve Nâzım Hikmet gibi üstatların da şiirlerini besteler. Ve yine piyanosu eşliğinde, kendi seslendirerek konserler verir...
Henüz 28 yaşında, tüm dünyanın tanıdığı bir müzik insanıdır artık. Oda müziği çalışmalarına yönelir...
Müzik adına, hem yetiştirdiği öğrencileriyle hem sayısının zor hesaplanacağı üretimleriyle bir efsanedir Timur SELÇUK...
Kimilerine göre; müziğe olan evrensel katkısıyla, babasını bile geçer...
20’li yaşların sonlarında başlar ya üretimleri. Çok sayıda tiyatro ve film müziği hazırlar. 1977'de; henüz 31 yaşındayken, İstanbul Oda Orkestrası'nı kurar...
*****
Ömrü boyunca; 13 albüm, 17 kırkbeşlik plâk ve Cahit Sıtkı TARANCI, Orhan Veli KANIK, Ümit Yaşar OĞUZCAN, Ahmet Muhip DRANAS, Faruk Nafiz ÇAMLIBEL, İzzettin ÇALIŞLAR, Yılmaz ONAT, Attilâ İLHAN, Ceyhun Atıf KANSU, Aziz NESİN, Nâzım Hikmet, Ataol BEHRAMOĞLU, Ömer KERMOL, Selim SELÇUK, Erdem BUR şiirlerini bestelediği 49 şarkının yanı sıra 16 oda müziği, 22 oyun müziği, 11 tiyatro müziği, 1 senfonik şiir, 3 bale müziği, 10 tane de film müziği üretmiştir...
İnsan yazarken yoruluyor, ömrü üretimle geçmiştir...
*****
Röportajlarından gidiyoruz ya, yine bir röportajında, kendisini engel tanımayan bir mücadeleci olarak tanımlar. Ve hemen ekler ardından: Sorumlu olduğum, sevdiğim bir Türk milleti var. Bir halk var. Sadece kendimi düşünerek yaşarsam; hesap günü, hesabımı veremem. Allah, bana çok büyük bir yetenek vermiş. Kimsenin duymadığı sesleri duyuyorum ben. Ondan bir beste yapıp sunuyorum. Üst düzey bir duyarlılık vermiş bana Allah. Kendimi çok şanslı görüyorum. Çiçeğin sesini duyuyorum, kuşun sesini duyuyorum, denizin sesini duyuyorum. Bunları değerlendirip; bir ürün ortaya koyuyorum ve bunu paylaşıyorum. Tabi ki de haksızlıklar karşısında da dik duruyorum, sessiz kalmıyorum. Kalamıyorum...
*****
Ömrü boyunca hep dik durdu usta! Sessiz kalamadı hiçbir haksızlığa, hiçbir çığlığa. Bedeni toprağa gömüldü ama şimdi sesi boşlukta, arafta!
Kaybolmadı, duruyor oralarda! Her andığımızda, dinlediğimizde - izlediğimizde muhteşem üretimlerini, hatırladığımızda; o hep tebessüm eden çehresiyle yanımızda, yanı başımızda…
Bugün Timur SELÇUK öldü dostlar! Henüz 74'ünde, bir büyük usta öldü bugün...
Bugün yitip gitti bu diyardan! Tüm üretimleri, insanlığı, yaşanmışlıklarıyla. O'ndan çok ama çok şey öğrendik. Yaşattığın güzellikler için sonsuz teşekkürler...
Anısına, tüm üretimlerine ve insanlığına saygıyla...