Bugun...


Baha Akıner

facebook-paylas
Bitmek bilmeyecek bir Mersin sevdalısı Şinasi Develi...
Tarih: 23-01-2024 13:34:00 Güncelleme: 23-01-2024 13:34:00


 

 

Bir insan yaşadığı kenti nasıl bu kadar sevebilir? Nasıl bu kadar benimseyebilir? Aşk varsa içinde, olur… Benimser… Bu kadar da sever…

Her dem "Bitmek bilmeyecek bir Mersin sevdalısı" olarak tarif ediyor kendini Şinasi Develi…

İçine hep toplum ve kent yani Mersin yararına kazanımlar sığdırdığı, dolu dolu yaşamıyla yaşam ağacına çaktığı 100 çiviyle “Dalya” diyebilen ulu çınarımız…

22 Ocak 2019’da kaybettik ulu çınarımız Şinasi Develi’yi…

Bu başlı başına bir aşk hikâyesidir dostlar. Mersin ve Şinasi Develi…

Çocukla, yanından ayırmadığı, en önem verdiği ve sevdiği oyuncağı gibi aynı…

Bu aşk hikâyesi Şinasi Develi’nin doğumuyla başlar ama yıllar yılları kovaladıkça, büyür de büyür. Yaşadığı, sevdiği ve benimsediği yerdeki küçük oyunlardan sevdaya, sevdadan aşka yönelir Şinasi…

Önce oyundur sokaklarında oynadığı, sonra aşk. Her ânıyla, her noktasında; buram buram yaşadığı…

Durur durduğu yerde tüm yaşanmışlıklarıyla Mersin ama birlikte çok yol kat ederler, çok şeyler üretirler. Birlikteliklerine de “Mersin ve bir Mersin Sevdalısı” adını verirler…

Bu tam da ölüm yıl dönümünde bir ‘Mersin ve bir Mersin sevdalısının’ hikâyesidir dostlar…

Mersin’in ve tüm yönleriyle tarihinin yaşayan en büyük değerlerinden biri kabul edilen Şinasi Develi, 27 Haziran 1920’de babasının memuriyeti dolayısıyla gittikleri Karaman’da doğar…

Doğduğunda Osmanlı İmparatorluğu vatandaşıdır. Savaş yıllarıdır. Zor zamanlardır…

Aslen Tarsusludur Şinasi ve ailesi…

Bir Mersinli mecbur kalmışsa gider, terk eder kentini anca. Çok da kalamaz dışarılarda. İlk fırsatta döner Mersin’e…

Karaman’da doğar Şinasi ama kısa bir süre sonra Tarsus’a döner aile. İlk ve orta tahsilini Mersin’de yapar Şinasi…

Diğer arkadaşlarından farklıdır her konuda. Tüm derslerini çabuk kavrar; sınıfının, okuldaki diğer akranlarının önünde gider hep. Öğretmenleri mutlaka okuması gerektiğini bildirir aileye…

1937 yılında Mersin’de lise olmadığı için önce Adana’ya gider, ardından Ankara’da bitirir lise tahsilini. 1940 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girer. Orayı da 1944 yılında dereceyle bitirir…

Mersin’de ve tüm Türkiye’de üniversite mezununun çok az olduğu o yıllarda tüm bu tahsil hayatını; babasını küçük yaşlarda kaybettiği için terzilik yapan annesinin yüreği ve emeği sağlar…

Her sene yaz aylarında çalışır. Hem aile bütçesine katkı sağlar hem harçlığını çıkarır genç Şinasi…

1944 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirir bitirmez Mersin Adliyesi’nde avukatlık stajına ve 45 yıl aktif sürdüreceği mesleğine ilk adımını atar…

Sicil numarası 45 olan baro mevcudu, ilçeler de dâhil sadece 21 avukattır. O yıllarda çok az Hukuk Fakültesi mezunu olduğu düşünüldüğünde; istese devlette hakimlik, savcılık ve müfettişlik gibi o zamanlarda revaçta olan memuriyete geçebilir aslında. Fakat Şinasi Develi, tercihini avukatlık yapmak yönünde kullanır…

Bu tercihindeki en büyük düşüncesi ise Mersin Adliye’sinde memur olarak çalışan babasının, 1928 yılında yeni harflere geçildiğinde amirlerinden aldığı emirler doğrultusunda, 6 ay içinde yeni harflere geçilmesinden sorumlu tutuldukları ve gece yarılarına kadar çalışıp gözünü kaybedince, göz doktoru tarafından “Memuriyet Yapamaz” raporu verilip, eline 500 liraya yakın bir para iliştirilerek, memuriyetten çıkarılması ve bu olayların üzerinden kısa bir zaman sonrasında babasını kaybetmesidir…

Bu yaşadığı travma Şinasi Develi’yi memuriyetten soğutur. Mersin Adliyesi’ndeki stajının ardından askere gider. Askerlik dönüşü, Mersin’de serbest avukatlık yapmaya devam eder…

1963 ile 1973 yılları arasında 10 yıl süreyle Mersin Barosu Başkanlığı da yapar…

Dedim ya: Mersin sevdalısıdır Şinasi Develi ve bu bir karşılık beklemeksizin yaşanılan aşk hikâyesidir diye…

1836’da Köy, 
1852’de Nahiye, 
1864’de Kaza, 
1888’de Liva 
ve nihayetinde Cumhuriyet’in kurulmasının ardından 1924 yılında Vilayet olan Mersin’e sevdası hiç bitmez Şinasi Develi’nin…

Sokak sokak, bucak bucak, kaza kaza, nahiye nahiye; bilir, gezer, öğrenir, araştırır Mersin’i…

Dile kolay; tüm yaşantısını, ömrünü adayarak…

1987 yılında yani 67 yaşında, ilk kitabının önsözüne şunları yazar Şinasi Develi: Sokak sokak, bucak bucak, kaza kaza, nahiye nahiye bilirim kentimi, Mersin’i. Tüm yönleriyle araştırdım. Ömrümü verdim bu kente. Belki dokunmadığım, bilmediğim, bilinmesi gereken bir yeri vardır diye hep bekledim. Beklerken araştırmaya devam ettim. Biraz daha beklemek isterdim ama artık bu bilgileri hemşerilerime aktarma gibi bir sorumluluğu da taşıyorum üstümde. Dolayısıyla, bu kitabı yayınlamaya karar verdim…

1933 yılında, Mersin’in adının İçel olarak değiştirilmesi sonucundaki yaşanılan sıkıntılarla yıllarca mücadele verir Şinasi Develi… Meslektaşları ve milletvekilleri Edip Özgenç ve Turhan Güven’le birlikte…

O’na göre; Mersin, Mersin ismiyle dünyaca tanınmıştır. Mersin, tekrar Mersin olmalıdır…

Nihayetinde; 20 Haziran 2002 tarihinde İçel olan vilayetin ismi, Mersin olarak değiştirilir…

Kente dokunuşları bununla, bunlarla bitmez Şinasi Develi’nin…

Âşık olduğu kentin geçmişini araştırır. Derinleştikçe içinde, bile - isteye boğulur ya sevdasının. Kitaplar yazar Mersin hakkında. Dünden bugüne, eskisiyle yenisiyle, yaşananları - yaşanmışlıkları araştırır…

Hiç bilinmeyen yönlerini bulur. Bulur ve paylaşır çevresiyle, insanlarıyla, insanlarla. Panelle, söyleşiyle. Yayınlar kitaplarında…

Hep dokunur dokunabildiğince Mersin’e, Mersinlilere…

Kitaplaştırdığı “Sosyalist Ülkelerde 12.000 km” isimli seyahat notlarında bile Mersin’e olan sevdasını söylemekten, aktarmaktan çekinmez…

Araştırmalarını; bizler de okuyalım, gelecek kuşaklara da aktarılsın diye 8 kitapta toplar. Toplar toplamasına ama hiç boş durmaz ki! Mersin ile ilgili paneller - söyleşilere katılır, araştırmalar yapar hep yaşamı boyunca…

Şinasi Develi’nin aşkına yani Mersin’e ve Mersin kültürüne hizmeti nedeniyle verdikleri belgeler ve plâketlerle, birçok kurum ve teşekkül, özellikle; Mersin Valiliği, Mersin Üniversitesi, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, İçel Sanat Kulübü, Uluslararası Mersin Müzik Festivali ve vilayet olarak İçel adının Mersin’e dönüşüne gayreti ve çabaları dolayısıyla MESİAD tarafından takdir ve teşekküre layık görülmüştür…

Şinasi Develi; Mersin Belediyesi Meclis Üyeliği, Başkan Vekilliği ve Meclis Başkan Vekilliği gibi önemli görevler de üstlenmiştir…

100 yıllık yaşamı boyunca en çok üzüldüğü konunun; doğduğu yıl olan 1920’de babasının çıkarttığı, Osmanlı’nın son padişahı Vahdettin’in tuğrasını taşıyan nüfus cüzdanının değişimi sırasında, memurlar tarafından habersizce alıkonması olduğunu söyler Şinasi Develi…

Bir oğlu ve ondan bir kız torunu olan Şinasi Develi; oğlunun ve torununun da avukatlık mesleğini tercih etmesiyle gurur duyar…

Tamı tamına 100. yıllık yaşamı boyunca; çok sevdiği, sevdalısı olduğu kentine, Mersin’e hizmeti kendine şiar edinir Şinasi Develi…

“Mersin, çok güzel bir şehir. Herkes kıymetini bilsin. Kenti yönetenler güzel hizmetler versin. Ben Mersin’i, Mersinlileri ve Mersin’de yaşayıp kendini Mersinli olarak görenlerin hepsini çok seviyorum” diyen Şinasi Develi yitip gitmedi dostlar. Şimdi oralarda bir yerlerde; biz kendini Mersin'e ait hissedenlere, Mersin'e hizmet etmek isteyenlere bakıyor, bizi izliyor, bizimle gurur duyuyor...

Anısına, Mersin’e ve yaşama katkısına ve muhteşem üretimlerine saygıyla...





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI