Timur Soykan...
Barış Pehlivan...
Barış Terkoğlu
ve
Murat Ağırel...
Araştırmacı Gazeteciliğin son günlerde yüz akı
dört dostum, dört meslektaşım...
****
Onlar; bir güç odağının, kuruluşun -ne bileyim- bir holdingin halkla ilişkiler ve tanıtım danışmanlığını yapmadı...
Sözcülüğünü hiç üstlenmedi...
İhale de takip etmedi, komisyon da almadı arabuluculuk da yapmadı!
Yazılarıyla, kitaplarıyla, tv programlarıyla;
toplumun, emekçilerin, kimsesizlerin, geniş kitlelerin
yani;
"sessizlerin sesi" oldu.
Barış Terkoğlu'nun dediği gibi;
"İktidarın gölgesine sığınmadılar, kalemlerini çıkar gruplarına kiralamadılar, eleştirir gibi yapıp yan yola sapmadılar..."
Hepsi de "Palto değil kafa tutan" gazetecidir...
Hiç kimseyi öldürmediler...
Hiç kimseye tecavüz etmediler...
Hiç kimseye uyuşturucu da satmadılar...
****
Uğur Mumcu’nun memleket ve yurttaş sevgisini, gazetecilik namusunu, "kutup yıldızı" gibi bize yol göstermesini rol model almıştır
Timur, Barışlar ve Murat...
Hep dik durdular...
Kim derse desin...
"Tarihi parmak gösterir, omurga yazar..."
****
Bu yazı da
Barış Pehlivan'ın
O kumpas davasındaki savunmasının final sözleri ile bitsin:
“Biz, çocuklar adil bir gelecekte yaşasın diye bu çileli yolu seçtik.
Ne kadar başarılı olduk ya da olacağız o gelecek için, ileride tarih kitapları yazar.
Ama çocuğum yarın ‘Peki, o günlerde sen ne yaptın’ diye sorarsa başımı eğmeden gözlerinin içine bakıp anlatacağım bir mücadeleyi miras bırakmak istiyorum.
Gerisi lafügüzaf.”