
"ozan söze değdi mi
sözün dili çözülür
usun ermediğini
gözün görmediğini
şiir dili duyurur"
****
Siyaset dünyasının önemli figürlerinden Bülent Ecevit'in "Elele Büyüttük Sevgiyi" isimli şiir kitabının ilk baskısını, İzmir Kitap Fuarı'nda bir sahafta bulunca çocuk gibi sevindim.
Uzun zamandır arıyordum ilk baskısını...
Tekin Yayınevi'nden yayımlanmış kitabın arkasında, "Bu kitabın tüm geliri, Demokratik Sol Parti'nindir" yazıyordu...
****
Ecevit için hep
"Daha okuma yazma öğrenmeden önce şiir söyleyen ve annesi Nazlı Hanım tarafından not alınan" tanımı yapılır .
Bülent Ecevit de, şiir yazmayı “özel eylemi” diye nitelendiriyor, “Bir iletişim aracı ya da düşünce açıklama yolu değil, bir düşünme yöntemi” olarak tanımlıyordu verdiği röportajlarda.
Ecevit'e göre: “Kimi şiirle sağlayabilir iç özgürlüğünü kimi başka yollardan sağlayabilir.
Ne yoldan olursa olsun iç özgürlük sağlanmadan gerçek özgür olunamaz ve toplumun da insanlığın da insanın da özgürlüğüne katkıda bulunulamaz.”
Onu yakından tanıyan şair dostları için de; Ecevit, şiir yazmayı bir “iş” gibi yapmaz, “esin” geldiğinde kalemi eline alırdı.
Şiir, tamamlandığında ünlü "Erica" marka daktilosuyla temize çeker ve imzasını mutlaka el yazısıyla atardı.
O şiirlerinden bazılarıdır;
"Yarın", "Elele Büyüttük Sevgiyi", "Uyum", "Göçmen", "Taka", "Yapamadığımız", "İnsan" "Promete Kentte", "Dere", "Pülümür'ün Yaşsız Kadını", "Türk-Yunan Şiiri ",
"Madımak ", "Bach Sonadı"...
****
Ecevit, siyasi yaşamında
en sorunlu günlerinde, "zor kararlar arifesinde esin perisinin kapısını çalmasıyla yeni şiirler yazmış, üstüne çökmeye çalışan karabasanlardan şiirle kurtulmuştu."
O; edebiyatta en ileri olduğumuz dalın şiir olduğunu düşünüyor, şöyle diyordu;
"Çünkü, şiir konusunda Türk halkının çok köklü bir geleneği var.
Bir kere köylümüz şiir gibi konuşur.
Ayrıca, benim vatandaşlardan aldığım mektuplardan birçoğu, şiir olarak yazılmıştır.
Yalnız duygularını değil düşüncelerini de şiirle dile getirir bizim halkımız. Bence, çok güçlü bir halk şiiri geleneğimiz var. Bu Türk halk tasavvufu ile kaynaşan bir gelenek.”
****
Gelelim "Elele Büyüttük Sevgiyi" kitabına.
İki bölümden oluşuyor kitap.
İlk bölümde "1976 Sonrası Şiirler", " Çanakkale ", "Boşnak Şiirine Önsöz", "Büyüklere Çocukluk Şiirleri", "Özgürlüğün Ardından Bir Ağıt Söylev Üzerine Açıklama", "Demokratik Solda Türküler",İkinci Bölüm'de ise " 1976 ve Öncesi Şiirler", "Niçin Şiir", "Evren", "İnsan", "Toplum", "Siyaset Şiir ve Tasavvuf, "Şiirin Anlamını Yalnız Şiiri Yazan Değil Okuyan da Belirler", "Cemal Süreya, Tahsin Yücel, Cengiz Aytmatov Gözünden Ecevit şiirleri" ve "Neden Virgülsüz" yer alıyor...
****
Kitapta , Cemal Süreya'nin Bülent Ecevit'in ozanlığını değerlendirmesini ilginç buldum ve alıntıladım;
"Ecevit, sözcüğün en dar anlamıyla evrenseli işlemektedir; hatta ilk evrenseli, ilk doğayı, ilk kaosu konu edinir; tarih öncesi görünümler üstünde belirsiz bir gelecek zamanın koşullarını düşünür...
Daha sonra Bülent Ecevit, evren içinde olmaktan çok dünya içinde olmaya başlayacaktır...
Hafif de olsa bir güncelleşme sürecine girecektir.
Düşünce yazılarıyla şiiri arasında beliren mesafe de böylece kapanacaktır.
Bununla birlikte şiirinin bütün bütüne değişmediği, iki tavrı bir arada götürdüğü sanısındayım.
Ama genel planda bir somutlaşmaya gittiği de bellidir.
Ağırlık noktası o yana doğru kayacaktır.
Bülent Ecevit'in şiiri somutlaştıkça insancıllaşıyor...
Şiirlerinde düşünceye yaslanmaktadır.
Kimi zaman düşünce, günübirlik duygularla birleşir, evcil bir dünya özlemi haline gelir onda...
Evcil bir dünya, dost bir evren...
Ecevit bunun böyle olmadığını görüyor.
Bir iletişim istiyor.
Bu iletişim büyümeli, coğrafya üstünde ulusları dost kılmalı, dünyayı yaşanası bir yer hâline getirmeli; evreni de, dost ya da düşman, varlığın rahatça devinebileceği bir çerçeveye ulaştırmalı.
Onun şiirlerinde mutluluk duygusu, kişisel alanda değil, toplulukta ortaya çıkıyor...
Şiirlerinde toplumla ilişki mutluluk duygusu yaratıyor Bülent Ecevit'te..."
(Milliyet Sanat, 6 Eylül 1974)
****
Bülent Ecevit'in anısına, Şiir Atlasımız'a bıraktığı izlere saygıyla.
Edebiyata, felsefeye, sinemaya, sanata düşkün daha çok siyasetçimiz olması; dileğimizdir...
En sevdiğim Ecevit şiirlerinden
"YARIN" ile yazıyı sonlayalım;
"birşeyler olacak yarın
duruşundan belli
kırdaki atların
bulutların koşuşundan belli
kazışından köstebeklerin toprağı
karıncaların telâşından belli
birşeyler olacak yarın
belki bir tomurcuk
belki bir ağacın düşen yaprağı
belki de bir çocuk
pek o kadar göremesek de uzağı
kuşların uçuşundan belli
birşeyler olacak yarın
öbürgünden önemsiz
yarından önemli"