“Zulmün olduğu yerde sessizlik, zalimin tarafını tutmaktır.”
Albert Camus
Tarih, bir isimle değil, bir duruşla yazılır. Bazen bir meydanda atılan tek bir çığlıkla, bazen bir üniversiteli gencin gözyaşında saklı kalan adaletsizlikle.
Hepimiz bir hikayenin içindeyiz, kimimizin adı bilinir, kimimiz sadece sessizce doğruyu seçeriz. Ama mesele hiçbir zaman sadece isimler, etiketler, partiler değildir. Asıl mesele, hangi safın sessizliğinde sustuğumuzdur.
Bir haksızlık olur, başkalarının başına geldiği için önemsiz sanılır. Oysa her haksızlık, er geç bir başkasının kapısını çalar. Çünkü zulüm, doymaz; karanlık, sınır tanımaz. İşte tam da bu yüzden, mesele yalnızca bireysel çıkarlar değil, mesele, haksızlık karşısında birlikte olabilmektir. Mesele, başka birine yapılan adaletsizliği kendi yüreğinde hissedebilmektir.
İnsan, kötülüğe karşı koyabildiği kadar insandır. Kötülük bulaşıcıdır; sessizlikse onun en iyi dostudur.
Ama bir mum yakılır karanlıkta. Sıradan bir mum… Ne çok ışık verir, ne büyük sözler eder. Ama karanlığı bozar. Ve başka bir el daha uzanır, bir mum daha yakılır. Bir mum daha, bir mum daha.. Ve ışık büyür.
İşte mesele budur. Karanlığa sövmek değil, mum yakmaktır. İsimlerin arkasına saklanmak değil, ilkenin yanında durmaktır. Kimin yaptığına bakmadan, ne yapıldığına odaklanmaktır. Çünkü adalet, ancak herkes için istenirse adalettir. Ve umut, ancak paylaşıldıkça gerçektir.