Sanatçının sadece sahnede değil, sokakta da konuşabildiği zamanlar geride kaldı.. Türkiye'de artık bu cesaretin bedeli var. Son örnek: Aybüke Pusat.
Ülke genelindeki bir günlük boykot kampanyasına destek verdiği için önce TRT dizisi "Teşkilat"tan apar topar kovuldu. Ardından dizinin senaryosunda da fişini çektiler. Karakteri "Neslihan Tuna", mezara gömüldü.
Bu artık yalnızca bir işten çıkarma değil; bu, sanata ve sanatçıya karşı yürütülen sistematik bir sindirme operasyonu. Dizinin senaristleri ve yönetmenleri, Saray’dan esen rüzgârı doğru okumuş olmalı ki, karakteri yalnızca unutturmamış, mezara koyarak bir tür ibretlik son yazmışlar.
Sustum diyenin susturulduğu, konuştum diyenin gömüldüğü bir ekran politikası bu.
TRT ekranlarının bu son sansür vakasıyla artık iyice netleşti: İktidarın propaganda aygıtı olan dizilerde, yalnızca “biat eden” kadınlara, “itaatkâr” karakterlere, “göze batmayan” yüzlere yer var. Güçlü, bağımsız ya da halkın yanında saf tutan bir kadın karaktere bile tahammül yok. Aybüke Pusat, sadece bir oyuncu değil, bir duruşun sembolüydü. Onu önce setten sildiler, sonra senaryodan.
"Teşkilat" dizisinin yapımcıları, Aybüke Pusat’ı değil, aslında halkın vicdanını diziden çıkardılar. Bu “öldürme” sahnesi, yalnızca bir senaryo tercihi değil, TRT'nin bağımsız sanatçılara verdiği mesajdır.