Bugun...


Sedat Kaya

facebook-paylas
"GEREĞİNİ YAPMAK" ÜZERİNE
Tarih: 21-06-2026 18:32:00 Güncelleme: 21-06-2026 18:32:00


 
​Ahmet Hakan, canlı yayında eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na zor sorular soran meslektaşlarımızı hedef almış. Yayındaki atmosferi kurmaca bir mizansen gibi nitelendirerek şöyle diyor.
​"Soruları sanki Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır ve Cemal Enginyurt üçlüsü soruyor gibiydi. Programın amacı Kılıçdaroğlu’nun düşüncelerini öğrenmek değildi; onu mahvetmek, perişan etmek, parça pinçik etmekti."
​Bu sözlerin üzerine söylenecek çok şey var ancak en net olanı şu.
Bu eleştiri, Ahmet Hakan’ın bilmediği, unuttuğu, belki de hiç hayal edemeyeceği bir gazetecilik anlayışına yönelik.
Çünkü herkes, onun alışık olduğu gibi her canlı yayında talimatla "gereğini yapmıyor."
​Gazeteciliğin evrensel görevi siyasetçiyi rahat ettirmek, ona konforlu alanlar sunmak ya da önceden hazırlanmış paslarla gol atmasını sağlamak değildir.
Gazetecilik; zor soruları sormak, çelişkileri cesaretle ortaya çıkarmak ve kamuoyu adına hesap sormaktır.
​Eğer bir genel yayın yönetmeni, bir siyasetçinin zorlanmasını, terlemesini ve sıkışmasını "mahvetmek" veya "parça pinçik etmek" olarak tanımlıyorsa; gazeteciliği bir sorgu ve denetleme mekanizması olarak değil, bir halkla ilişkiler (PR) faaliyeti olarak görüyor demektir.
Aslında sürpriz değil; kendisinin yıllardır icra ettiği meslek de tam olarak bu.
​Bir siyasetçi yıllarca bu ülkenin ana muhalefet liderliğini yapmışsa, milyonlarca insanın geleceğine yön verecek kararlara imza atmışsa ve bugün dahi siyasetin ana kriz merkezlerinden birinde duruyorsa; ona elbette en sert sorular sorulacaktır.
"Dokunulmazlık oylamasında neden o kararı verdiniz?"
"Partiyi ve ülkeyi neden bu noktaya getirdiniz?"
"Dünkü açıklamanızla bugünkü pratiğiniz arasındaki bu derin çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?"
​Bunlar düşmanlık ya da kurmaca bir operasyon değil, saf gazeteciliktir.
​Buradaki asıl konu, siyasetçilerin karşısında el pençe divan durmaya, soru sormak yerine monolog izletmeye alışanların, gerçek bir mülakat gördüklerinde bunu bir "linç" zannetmeleridir.
Mesleği, güç sahiplerinin konfor alanını koruma kalkanına dönüştürenler, o kalkan delindiğinde işte böyle panikliyorlar.
Bir siyasetçi sorunun kendisinden değil, cevap veremediği sorunun ağırlığından zarar görür. Kılıçdaroğlu ya da bir başkası, eğer ekranda "perişan" oluyorsa, bu soruların acımasızlığından değil, kendi siyasi bagajlarının doluluğundandır.
​Ahmet Hakan bir gün bu temel gerçeği algılayabilir mi?
Hiç sanmam.
Çünkü onun mesleki koordinatları çoktan değişti; o, kamu adına soru sormakla değil, kendisine fısıldanan talimatların "gereğini yapmakla" görevli.


Bu yazı 7 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI