Marmaris karayolundaki o asil yaratıkları biliyorsunuz: yaban eşekleri.
Ne bir sürüye karışırlar ne bir sürünün derdine düşerler. Ne boyunlarında bir yular vardır, ne de sırtlarında bir semer. Ne iş bilirler, ne güç… Çünkü onların tek bildiği, özgürce yaşamak.
Ve işte bu özgürlük, bizim “gelişmişliğimizin” sinirine dokunmuş olacak ki, Muğla Valiliği rahatsız olmuş. Trafik kazalarına neden oluyorlarmış. Şaşırmadık. Çünkü biliyoruz ki bu coğrafyada sorun asla sürücünün dikkatsizliği olamaz, hep bir hayvanın suçu vardır: köpek ısırır, eşek çıkar, kedi tırmalar…
Geçtiğimiz günlerde Belen köylüleri belediye başkanını ziyarete gidiyor. Ellerinde muhtemelen du, yol gibi dertler… Ama tam ağızlarını açacaklar, başkan konuyu patlatıyor.
"Valilik, trafiği aksatıyorlar diye eşekleri toplayın dedi. Köyde eşeğe ihtiyacı olan var mı?"
Bu noktada zaman duruyor. Salonda bir sessizlik. Göz göze gelen köylüler, ‘acaba yanlış mı duyduk’ bakışları atıyor. Dert anlatmaya geldikleri yerde, birden bire eşek müzayedesinin parçası oluyorlar.
Bundan bir ay önce bu söylenti kulağıma çalındığında, ‘yok artık’ deyip geçmiştim.
Doğruymuş.
Vicdansızca sokak hayvanlarını toplamak yetmedi, şimdi sıra eşeklere mi geldi?
Ama medeniyet hızla ilerliyor. Eşeğe bile tahammül edemeyecek kadar.
Uyarı tabelası dikmek zor gelir, ehliyeti sorgulamak hiç olmaz. Ama eşeği toplamak?
İşte o kolay. Ne de olsa ses çıkarmaz, sosyal medya hesabı yok, dava açmaz. Ve en önemlisi, yanlış yerde yanlış zamanda bulunmak gibi büyük bir suçu var.
Sormak lazım: Sıradaki kim? Kirpi mi? Tilki mi? Yoksa uçarken dikkatimizi dağıtan kelebek mi?
Mesele bir eşek değil. Mesele özgür yaşamanın bile lüks sayıldığı bu çağda, eşek kadar özgür olamamak.
Oysa dünyada bunun örneği o kadar çok ki.
ABD’de geyik ve ayılar yüzünden kaza olunca hayvanları değil yolları değiştiriyorlar.
Hindistan’da kutsal inekler şehir içinde gezinirken çözüm onları “toplamak” değil, yaşam alanlarını düzenlemek. Avustralya’da kanguruya çarpmamak için sensörlü sistemler geliştiriliyor.
Fransa’da yaban eşekleriyle birlikte yaşamanın yolları aranıyor.
Dünyanın derdi; Doğayı nasıl koruruz?
Bizim derdimiz; Bu eşek nereden çıktı şimdi?”
Aklıma, bizim Knidos'un tiyatrosunun mermerinden kendine saray yaptıran Osmanlı'nın Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile ilgili bir anekdot geldi.
Vali bey İstanbul’a gidecek olan Nedimi Şair Nihat Bey’den dönüşte beyaz renkli sağlıklı bir eşek getirmesini stemiş.
Fakat Nihat Bey, eşeği almayı unutmuş. Mısır’a döndüğünde Paşa hemen sormuş.
"Nihat Bey bizim eşek nerede?"
Şair Nihat hiç düşünmeden
cevap vermiş.
"Vallahi unuttum Paşam, şimdi sizi gördüm de hatırıma geldi."