Bugün 4 Nisan.
Takvimde küçük bir gün gibi duruyor.
Ama aslında büyük bir soru işareti:
Kim daha vahşi?
Sokakta yaşayan bir köpek mi…
Yoksa onu görmezden gelen şehir mi?
Bir kedi, bir kaldırımın kenarında doğurur yavrularını.
Gözlerini açtıklarında gördükleri ilk şey; beton, gürültü ve çoğu zaman korkudur.
Ama yine de kuyruğunu sallar o köpek,
Yine de mırıldanır o kedi…
İnsana rağmen, insana güvenmeye devam eder.
İşte asıl mesele burada başlar.
İnsan, kendini “medeniyet” diye tanımlayan tür.
Kendi yarattığı sokaklarda,
Kendi terk ettiği canlılara yer bulamaz hale geldi.
Barınak…
Ama çoğu zaman bir esir kampı.
Toplama…
Ama çoğu zaman bir sürgün.
Koruma…
Ama çoğu zaman sadece bir kelime.
Ve sonra dönüp soruyor birbirine.
“Bu hayvanlar neden sokakta?”
Çünkü insan var.
Çünkü insan, satın alıp terk eden.
Çünkü insan, sorumluluğu sevgi kadar kolay taşımayan.
Çünkü insan, doğayı kendisine ait sanan.
Bugün aslında sokak hayvanlarının günü değil.
Bugün, insanın günü.
Bir kap su koyup fotoğraf paylaşmakla değil,
Gerçekten sahip çıkarak ölçülen bir gün bu.
Bir çocuğa merhameti öğretmekle, bir belediyeye hesap sormakla, bir canın gözünün içine bakıp
“Buradasın ve yaşama hakkın var” diyebilmekle ilgili.
Çünkü mesele hayvan değil.
Mesele, insan kalabilmek.