Bir kent bu kadar sahipsiz olamaz!
Olmamalı!
Ama burası Datça. Ve Datça’da yönetim yok, denetim yok, vicdan yok!
Varsa yoksa rant!
Defalarca yazdık, defalarca uyardık.
“Mandalya Koyu işgal altında” dedik.
“Doğa talan ediliyor” dedik.
“Kepçelerle kıyı deşiliyor” dedik…
Ne oldu? Hiçbir şey!
Birinci derece sit alanında kepçeyle yol açılıyor, sahilin doğal dokusu yerle bir ediliyor, tuvalet dikiliyor, güneşlik monte ediliyor. Ve en korkuncu: binlerce yıllık amforalar kırılıp sağa sola saçılıyor.
Bir kentin doğası, tarihi böyle mi katledilir? Nerede bu ülkenin kültür mirası nöbetçileri?
Nerede bu kentin yöneticileri?
O Mandalya’ya iki ay sonra gidin bakın. Ne göreceksin biliyor musun?
Şezlonglar sıra sıra dizilmiş olacak. O talanı yapanlar, doğayı yok edenler şimdi o sahilden para kazanacak. Siz ise, o sahile adım atmak için cüzdanınızı açmak zorunda kalacaksın.
Israrla soracağız. Datça'yı kim yönetiyor? Belediye mi, Çevre Şehircilik Bakanlığı mı, yoksa doymak bilmeyen sermaye mi?
Artık yeter! Bu sessizlik suça ortak olmaktır. Bu duyarsızlık bir yönetim zaafı değil, apaçık bir ihanettir. Datça halkı bu ihaneti unutmayacak!
Yazıklar olsun!
Hem de büyük harflerle: YAZIKLAR OLSUN!
Not: Duyarlı vatandaşların uyarısıyla 3 emniyet görevlisi ve 2 arkeolog koyda inceleme yapıp tutanak tuttu. Parçalanan amforalar müze yetkililerine teslim edildi.