
Üç yıl önce Datça'daki büyük orman yangınında çektim bu fotoğrafları.
Üzerinde devletin arması olan tişört, yangın tozuyla kaplanmış.
Altında sararmış, yırtılmış bir pantolon. Ayağında delinmiş çoraplar, erimeye yüz tutmuş bir çift bot.
Bu adam bir orman işçisi. Kahraman desek az gelir. Çünkü o ve arkadaşları, dört gün boyunca alevlerin içine yürüdü.
40 derece sıcaklıkta, kül yağmuru altında canla başla çalıştılar.
Yatak yüzü görmeden, toprağın üstüne kıvrılıp uyudular.
Dört gün boyunca doğru düzgün yemek yiyemediler. Yıkanamadılar. Tuvaletlerini bile doğaya yapmak zorunda kaldılar.
Eskişehir’deki orman yangınında 11 orman işçisi hayatını kaybettiği haberi gelince o günleri hatırladım.
İçim yandı.
Çünkü ben onların nasıl yaşadığını biliyorum.
Çünkü ben onların nasıl "çalıştırıldığını" gördüm.
Bu fotoğraftaki işçilerin çoğu taşeron statüsünde. Geçici. Beş ay 29 gün çalışıyorlar. Sonra işsizler. Her yangında canlarını ortaya koyuyorlar ama sosyal güvenceleri yok, sendikaları yok, hakları yok. Boğaz tokluğuna bir emek. Ve çoğu zaman tek ödülleri, bir sosyal medya paylaşımı oluyor: “Orman kahramanlarına minnettarız.”
O kadar.
O dört gün boyunca bazen sahada, bazen koordinasyon merkezindeydim. Her gün sahadan gelen ihtiyaç listeleriyle uğraşıldı. Su, ayran, göz damlası, yanık kremi, çorap, tepe lambası, kek, börek, sandviç… Datça halkı elinden gelenin en iyisini yaptı. Kimi domatesini bahçesinden koparıp verdi, kimi sabaha kadar börek sardı. Herkes seferber oldu.
Oysa bunlar devletin yapması gerekenlerdi.
Ve bir mesaj hala içimde sızıdır:
“Söndürme ekiplerinin kullanılmamış don, atlet ve çoraba ihtiyacı var. Large ve XLarge.”
Don… Atlet… Çorap… Yangına giden bir kahramanın temel ihtiyacı buymuş.
Meğer üzerlerindeki kıyafetler balmumuyla kaplıymış. Yıkandığında yangına dayanıklılığı azalıyormuş. Bu yüzden içlerine donmuş su şişesi koyup alevlerin içine öyle dalıyorlarmış.
Bu satırları yazarken bu fotoğraflar gözümün önünde.
O terli, yorgun ama vakur yüz.
Yırtık pantolonun içinden görünen yanmış bir bacak.
Ayakkabının içinden çıkan topuk.
Şimdi birileri çıkıp “gerekli inceleme başlatıldı” diyecek.
Ama biliyoruz. Bu sadece ormanda değil, sistemin gölgesinde de yanan bir emek hikayesidir.