60'lı, 70'li, yıllar popüler müzik alanında zengin bir içeriğe sahiptir.
Türkiye'de Batılı formlardan da beslenmiştir popüler müzik...
Bu formlarda Türkçe şarkılar yapılmıştır.
Yani; İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca parçaların ezgi ve form yapısı aynen korunmuş, Türkçe sözlerle söylenmişlerdir.
Böylelikle "aranjmanlar" ortaya çıkmıştır...
****
Özgün bestelerin sayısı o yıllarda çok azdır.
Çünkü aranjmanlar popüler müzik piyasasının canlanmasına çok önemli rol oynar.
Timur Selçuk 'un "Ayrılanlar İçin " ve
"İspanyol Meyhanesi", Berkant'la özdeşleşen "Samanyolu", Yaşar Güvenir'in "Sensiz Saadet Neymiş"i, Barış Manço'nun "Kol Düğmeleri" gibi besteler, melodik yapıyı ön planda tutan, söz ve müziğiyle özgün bestelerdir.
Bunlar
"Türkçe Sözlü Hafif Müzik" olarak isimlendirilir.
****
İşte 70'lerin sonunda böyle bir bestedir Gülden Karaböcek imzalı
"Dilek Taşı ".
Öyküsü ilginçtir.
Film yapımcısı Hulki Saner
Gülden Karaböcek 'ı Tuğrul Meteer ve Erol Taş ile oynatmak istemiştir.
Başrolü kabul eden Karaböcek'ten filmin adını taşıyan bir beste "sipariş" eder.
Karaböcek, gitarı eline alır ve kısa sürede "Dilek Taşı"nı besteler, sözleri de Ali Tekintüre'ye aittir;
"Gözümde canlanır, koskoca mazi
Sevdiğim nerede? ben neredeyim?
Suçumuz neydiki, ayrıldık böyle
Kaybolmuş benliğim, ben ne haldeyim
Efkarım birikti sığmaz içine
Bin sitem etsemde, azdır kadere
Gülmeyi unutan, yaşlı gözlere
Mutluluktan haber ver dilektaşı..."
****
"Efkar ve kadere sitem" şarkı filmle patlar, hemen 45'lik plağı yapılır...
Ancak TRT'de sansürcüler
"Bu arabesk" deyip denetimden geçirmez.
Ancak plâk, satış rekorları kırar.
Verdiği röportajlarda "Dilek Taşı" hayatının dönüm noktası sayar Gülden Karaböcek.
Onun çok iyi gitar ve bağlama çaldığı da fazla bilinmez.