|
Tweet |

TEMAD İzmir İl Başkanı Ömer Bayram yaptığı basın açıklamasında:
"Değerli Meslek Büyüklerimiz,
Kıymetli Meslektaşlarımız,
Saygıdeğer Basın Mensupları;
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Geçmişini bilmeyen, geleceğe yön veremez” sözünden hareketle; astsubay camiasının geçmişten günümüze verdiği onurlu hak arama mücadelesini, yaşanan mağduriyetleri ve bugün hâlâ karşılık bulmayan haklı taleplerimizi kamuoyuna anlatmak üzere bugün burada ve ülkemizin dört bir yanındaki şubelerimizde bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Geçmişini bilmeyen, geleceğe yön veremez” sözü, astsubay camiasının yarım asrı aşan onurlu mücadelesini en yalın biçimde tarif etmektedir.
İşte bu farkındalıkla burada ve ülke genelindeki şubelerimizde geçmişten günümüze adalet arayışında yapılan fedakarlıkları, yaşanan haksızlıkları ve yıllar geçmesine rağmen karşılanmayan meşru taleplerimizi bir kez daha kamuoyunun vicdanına emanet etmek için toplandık;
17 Ekim 2025 tarihinde Astsubaylar Günü’nde, 15.000 astsubayın Anıtkabir’de tek yürek olarak haykırdığı talepler, bu mücadelenin ne kadar haklı ve ne kadar geniş bir toplumsal karşılığı olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Bugün burada; 1970–1975 yılları arasında yaşanan astsubay hak arama mücadelesinin 51’inci yıl dönümünde, o onurlu direnişi anmak ve yarım asırdır çözülemeyen özlük hakları sorunlarını bir kez daha yüksek sesle dile getirmek için toplandık.
1970'li yıllar , ülkemizin güvenliğini canları pahasına omuzlayan, dağlarda, sınırda ve kışlalarda görünmez yükler taşıyan astsubayların, görevlerini kusursuz
bir şekilde yerine getirirken haklarını savunmada yalnız ve çaresiz bırakıldığı bir dönem olarak tarihe geçti.
Bu yıllar, tüm baskılara rağmen onurlarından asla vazgeçmeyen astsubayların verdiği haklı ve unutulmaz bir adalet mücadelesinin sembolü oldu.
1970 yılında Devlet Personel Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle başlayan hak kayıpları, yıllar içinde sistematik bir adaletsizliğe dönüşmüş; 1975’e gelindiğinde ise en kıdemli astsubayların maaşları, “hiyerarşi” gerekçesiyle yapılan yan ödeme ve iş güçlüğü düzenlemeleriyle, fiilen yarbay seviyesinden asteğmen düzeyine indirilerek kabul edilemez bir kırılma noktasına ulaşmıştır.
Bu açık adaletsizliğin giderilmesi için sıralı amirlere yapılan tüm başvurular cevapsız bırakılmış; meşru talepler, sessizlik duvarına çarpmıştır.
Bunun üzerine 8–9–10 Ocak 1975 tarihlerinde, astsubaylar ülke genelinde protesto eylemleri gerçekleştirmiştir.
Bu onurlu yürüyüşte, yalnızca üniformalar değil; fedakârlığın sessiz mimarı olan astsubay eşlerinin yürekleri de meydanlarda yer almıştır. O Dönemin muktadirleri tarafından dile getirilen “Astsubaylar , eşlerinin eteklerinin altına sığındılar “söylemi dönemin en büyük utançlarındandır.
O gün astsubaylar, emeğin karşılığı olan maaş adaletini talep ediyordu; bugün ise emekli astsubaylar, aradan geçen onca yıla rağmen aynı adalet çağrısını yinelemek zorunda bırakılmaktadır.
Ne var ki bu haklı talebin bedeli, sadece o gün için değil, kuşaklar boyunca taşınan ağır bir sorumluluk ve derin bir mağduriyet olarak tarihe kazınmıştır.
Sadece iki gün göreve gitmedikleri için meslektaşlarımız;
–
6 ay ile 1 yıl arasında hapis cezalarına,
–
Zorunlu tayinlere, kuvvet ve sınıf değişikliklerine,
–
Derece ve kademe ilerlemelerinin durdurulmasına,
–
Hatta ordudan ihraçlara maruz bırakılmıştır.
Bir suçtan birden fazla kez cezalandırılmışlardır.
Aynı fiil nedeniyle defalarca cezalandırılan bu insanlar, hukukla bağdaşmayan bir anlayışın mağduru olmuş; verilen bu cezaların maddi ve manevi sonuçlarını ise tam 51 yıldır kesintisiz şekilde taşımak zorunda bırakılmıştır.
1975 yılında;
–
Tutuklanan 630,
–
Açığa alınıp sonra ceza alan 2236,
–
Emekliliğe sevk edilen 74 olmak üzere,
Toplam 2940 onurlu astsubay, devlete sadakatle hizmet etmiş olmanın bedelini; cezalandırma, sürgün ve itibarsızlaştırma yoluyla ödemek zorunda bırakılmış, bu ağır yük sadece kendilerine değil, fedakâr eşlerine ve çocuklarına da taşınmıştır.
Bugün, bu açık adaletsizliğin mağduru olan 2940 meslektaşımızı ve ailelerini saygıyla anıyor, ebediyete irtihal edenleri rahmetle, hayatta olanları ise yarım asrı aşan bu haksızlığın tanıkları olarak kamu vicdanına emanet ediyoruz.
Ülkemizde yıllar içerisinde birçok suça ve suçluya af çıkarılmışken;
Yalnızca haklarını aradıkları için, bu meslektaşlarımızın cezalarının yarım asrı aşkın süredir devam etmesi , açık bir vicdansızlık ve ağır bir adaletsizliktir.
Bugün hayatta olan yaklaşık bin mağdur astsubay, yarım asrı aşan bir adaletsizliğin sessiz tanıkları olarak yaşamlarını sürdürmektedir.
Vefat edenlerle birlikte sayısı 2940’a ulaşan bu meslektaşlarımız, yalnızca görevlerini ve haklarını savundukları için ömür boyu süren bir cezaya mahkûm edilmiştir.
Aradan geçen bunca yıla rağmen bu haksızlığın hâlâ giderilmemiş olması, vicdanları yaralayan derin bir boşluk olarak karşımızda durmaktadır.
Artık bu tarihî yükün taşınamayacak kadar ağır olduğu açıktır; sicil affı bir tercih değil, gecikmiş bir adalet ve devlet onuru meselesidir.
O günlerin canlı tanığı, 1972 mezunu Emekli Astsubay Ökkeş Kadri Bakçır’ın şu tespiti, bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır:
“Hak arama eylemlerinin, ‘haklı olmak değil, haklı kalmak’ felsefesiyle yapılması, camiamız adına büyük kazanımlar sağlayacaktır.”
Bugüne geldiğimizde tablo değişmemiştir.
Astsubaylar hâlâ özlük hakları için meydanlardadır.
Defalarca tayin edilmiş, en az üç şark görevini ailesiyle birlikte ülkenin en zor, en yoksun ve en tehlikeli coğrafyalarında yerine getirmiş bir astsubayın; ömrü
boyunca aynı şehirde, aynı masada görev yapmış bir memurla aynı emekli maaşına mahkûm edilmesi, sadece bir hak kaybı değil, bilinçli bir görmezden gelmenin ve kurumsallaşmış bir vicdansızlığın açık göstergesidir.
Bu vatan için ölümü görev bilmiş astsubaylar, emeklilikte unutulmak istemiyor.
Bugün emekli astsubay maaşları 25.000 ile 35.000 TL arasında sıkışmış durumdadır.
Bu gelirlerin önemli bir bölümü, 30.143 TL olarak açıklanan açlık sınırının altında kalırken; bir kısmı ise ancak bu sınırın hemen üzerinde, hayata tutunmaya çalışmaktadır.
Oysa yoksulluk sınırı 98.188 TL gibi ürkütücü bir seviyeye ulaşmıştır.
Ortaya çıkan bu tablo, yıllarını vatan savunmasına adamış, fedakârlığı meslek edinmiş emekli astsubaylar için ne sosyal adaletle ne de insan onuruna yakışır bir yaşam anlayışıyla bağdaşmaktadır.
Bir albay, emekli olduğunda görevdeyken aldığı maaşın yaklaşık yüzde yetmişini almaya devam ederken, bu emekli maaşı neredeyse göreve yeni başlayan bir teğmenin maaşıyla aynı seviyede kalmaktadır.
Buna karşılık bir astsubay, ömrünü verdiği mesleğinden emekli olduğunda, görevdeyken aldığı maaşın ancak yüzde kırk üçüne mahkûm edilmekte; aldığı emekli aylığı ise henüz mesleğinin başındaki bir astsubay çavuşun maaşının yarısına bile yaklaşamamaktadır.
Aynı üniformayı taşımış, aynı riskleri göze almış, aynı sorumlulukları yüklenmiş personel arasında bu denli derin bir uçurum yaratmak ne adaletle açıklanabilir ne vicdanla savunulabilir ne de devlet aklıyla izah edilebilir.
Burada açık bir eşitsizlik değil, bilinçli bir haksızlık vardır ve biz, bu haksızlığın daha fazla ertelenmeden derhâl sona erdirilmesini talep ediyoruz.
Bu nedenle;
Yıllardır görmezden gelinen yapısal adaletsizliğin giderilmesi için, 17.000–18.000 puanın memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu oluşacak tazminatın çalışan ve emekli tüm astsubayların maaşlarına yansıtılmasını;
Ek göstergelerin en az 4800 olacak şekilde günün gerçeklerine uygun biçimde yeniden düzenlenmesini;
2023 yılında çalışan memurlara verilen ve bugün yaklaşık 21.000 TL seviyesine ulaşan seyyanen zammın, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak emekli astsubaylara da aynen yansıtılmasını;
En düşük emekli aylığı uygulamalarında prim gün sayısının esas alınmasını;
Astsubaylığın sorumluluk, görev ve risk düzeyiyle uyumlu biçimde eğitim seviyesinin dört yıllık lisans düzeyine çıkarılmasını;
2000–2003 devresi astsubayların sigorta başlangıçlarına ilişkin mağduriyetlerin, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun açık tavsiyesine uygun şekilde yasal düzenlemeyle giderilmesini;
Astsubayların 3-4 şark görevi yaptığı , 2 yıllık okula rağmen mecburi hizmetinin fazla olduğu göz önüne alındığında ; Mecburi hizmet ve şark görevlerinin, adalet ve motivasyon esaslı bir anlayışla yeniden yapılandırılmasını
Ve nihayet, yalnızca hak aradıkları için cezalandırılan 1975 mağduru meslektaşlarımız adına gecikmiş bir adalet olarak derhal iade-i itibarlarının yapılmasını kararlılıkla talep ediyoruz.
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği olarak buradan bir kez daha yüksek sesle ve tereddütsüz ilan ediyoruz:
Bu mücadele yalnızca emekli astsubayların değil, bugün görevinin başında olan meslektaşlarımızın ve yarının astsubaylarının onur mücadelesidir.
Gücünü birlikten, cesaretini haklılıktan alan bu dava; görmezden gelinen her haksızlığın, ötelenen her talebin ve yok sayılan her emeğin karşısında dimdik duracaktır.
Siyasette, bürokraside ve kamuoyunun vicdanında; haklarımız teslim edilene, adalet sağlanana ve bu eşitsizlik son bulana kadar susmayacağız, geri çekilmeyeceğiz, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.
Hepinizi saygılarımla selamlıyorum" dedi..
Bayram'ın basın açıklaması sonrası 15 Emekli Astsubay'a Onursal Üyelik Belgesi törenle verildi.
TEMAD Genel Başkanlığınca Onursal Üyelik ile onurlandırılan İzmir TEMAD Şubesine kayıtlı Astsubaylar:

