Bugun...


Ümit Yaşar Işıkhan

facebook-paylas
Kardeşim Bosna…Kardeşim Srebrenitsa
Tarih: 12-07-2020 15:58:00 Güncelleme: 12-07-2020 15:58:00


 

Ağla Bosna... Ağla Srebrenitsa…
Ağla ruhum, ağla şiir ve suskun kalan, halkım.
Yıl 1990.Türkiye’yi temsilen Balkan Yazarlar Birliği toplantısına
katılmak için Belgrad’ın tarihi bir binasında, şarap kokulu bir
akşamın ilk saatlerindeyiz. Yanımda Prizren’den o dönemin sosyalist
Yugoslavya’nın Kosova bölgesinden şair dostum İskender Muzbeg
yanımda Feyza Hepçilingirler, Hürriyet Gazetesi’nden Yılmaz
Soytürk ve o dönemin ünlü yazarımız sevgili Tarık Buğra
ağabeyimiz..
Kan rengi kadife perdeler açılınca kara cübbesiyle bir papaz elinde
buhurdanlıkla sahneyi ve salonu dolduran Balkan ülkelerinin
tanınmış şair-yazarlarını selamladı. Papaz elinde tuttuğu
buhurdanlığı salladıkça salona yayılan ilginç koku ve duman
arasında anlamadığımız dilde ilahiler okuyor…Huş bir seda ile
hayran hayran izlerken Şair dostum İskender Muzbeg; abi bir şeyler
oluyor galiba…“Papaz Türklerin Kosova savaşını ve yaptıkları
katliamları anlatıyor” Kosova’nın hala yaralı olduğunu, ölen
Sırpların kanları hala o coğrafyada bir bayrak gibi hayatı
sorguladığını anlatıyor...Hemen arkasından yerel folklorik

7

elbiseleriyle Kosovalı sarı saçlı güzel bir köylü kızı, omuzunda bir
buğday başaklarından ot yığını ile tiz bir sesle ağıt-türkü karışımı
hüzünlü bir ezgiyle salonu doldurdu...Bir şeyler oluyordu…Evet
oluyordu…
Sırpların savaş tamtamlarından başka bir şey değildi, salondaki
oyun…Bizi davet eden Bağdat Mirbed uluslar arası şiir
festivalinden arkadaşım Moma Dimiç, tahmin etmediğini sandığım
bu gelişmeler karşısında, yüzümüze bakamıyordu. Salonu terk
ettik.Ve sabah erkenden, Yılmaz’ı ve İskender Muzbeg’i Prizrene
gönderdik..Yılmaz döndü...Prizren ve civarında Sırp tank ve
toplarının mevzilenmiş olduğunu ve hakim olan sessizlik içinde
hafiften ritmi çoğalan savaş tamtamlarının çaldığını söyledi. Sırp
yazarlar birliği genel sekreteri arkadaşım Moma, kendini
affettirebilmek için o yılın “Bor Maden Ödülü”nü grubu temsilen
Feyza hanıma sundu… Sustuk. İşgal edilecek Türk–Müslüman
bölgesinde belki de yapılacak katliamların planlandığı günlerde apar
topar İzmir’e döndük. Kan kokusu, savaş tamtamlarının ilk
çığlıkları beynimi kemiriyordu…
Bir şeyler yapmalı…
Bir şeyler yapmalı...
Yayınlamakta olduğum 8 dilde ve 68 ülkede temsilciliği bulunan
Türkiye’nin ilk uluslararası sanat yayını olan “HOMEROS” kültür-
sanat dergisinde; Balkan yazarlarını savaşa karşı cephe, barış için
uluslararası bir blok oluşturmalarına çağıran, “Balkan Sanatçılarına
Geç Kalmamış Mektup” ile ruhumuzu sakinleştirmeye ve
kaygılarımızı dile getirmeye çalıştım..

8
Ulaştı mı…Hayır...Okundu mu evet...
İşe yaradı mı...hayır...
Balkan ırkçıları; Sırplar ve açık destekçileri Ortodoks Yunanistan,
Bulgaristan ve Rusya’nın politik, ekonomik ve lojistik destekleriyle
uygar olduğunu iddia eden dünyanın en soysuz topluluğu olan
Avrupalıların gözü önünde köyler basıldı, insanlar; çoluk çocuk ve
hayvanlarıyla diri diri yakıldı...
Bu başlangıçtı...Bosna Hersek sınırları içinde yer alan bütün
Türkleri-Boşnakları Müslüman oldukları için öldüren Sırp
milislerinin yanında bütün Ortodoks ülkelerin sivil milisleri de vardı.
Avrupa seyrediyordu. Birleşmiş Milletler sembolik toplantılarıyla
katillere zaman kazandırıyordu..
Köyleri, evleri, aileleri, hayatları ve umutları, vatanları yakılan
binlerce insan; Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge olarak
ilan edilen Srebrenitsa’ya sığınıyordu. Birleşmiş Milletlere bağlı
Hollanda Taburu korumasındaki kente giren bütün Boşnaklar
ellerindeki az sayıda silahları da teslim etmeye zorlandı...Halk aç,
çıplak ve silahsızdı…Sırpların kente girdiği 11 Temmuz da kentin
güvenliğinden sorumlu Hollanda Taburunun suskun kaldığı saatlerde
4 yaşından 70 yaşına kadar bütün erkekler toplanıp ölüm kamplarına
götürüldü.
Ölüm yanı başında, ölüm açılan çukurların sessizliğinde, ölüm
kampların her yerinde…Çoluk çocuk, yaşlı, genç demeden 8000 bin
insanın kanı ile tarihlerindeki öfkeyi, suladılar. Ekmeğe, suya, aşka,
anneye, babaya, sevgiliye, hayata doymadan binlerce insanın

9

bakışları, tarihin unutulmaz sayfalarında Avrupa’nın utanç tarihine
yazıldı...
Bosna, Srebrenitsa…Yüreğimin hüzünlü yurdu.
İnsanım diyen herkesin ruhunu parçalayan görüntüler arasında,aynı
gün ve aynı saatlerde Avrupa başkentlerinde Faşist Hitlerden
kurtuluşun,2. Dünya savaşının sona erişinin 50. yılını havai
fişeklerle kutlanırken binlerce insanı, aynı zihniyetin devamı olan
soykırımla yok ettiler...
Ve aynı gün ve aynı saatlerde, hayatın kan kustuğu bir zaman
diliminde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne, Butros Gali’ye
katliama katkılarından ötürü Atina da düzenlenen törenle
Yunanistan’ın en büyük ödülü olan “onasis ödülü” ile taltif
ediliyordu.
Halkım öldürüldü...İnsanlar, çocuklar, yaşlılar…200.000 bin,
Müslüman Boşnak hunharca yok edildi. 35.000 çocuk anne
sıcaklığına doymadan...50.000 Müslüman Boşnak kadına tecavüz
edildi…2 milyon insan evini terk etti… 18.000 bin hala
kayıp...18.000 insanın toplu mezarı aranıyor..İnsanlık aranıyor..20.
yy vicdanı aranıyor..suskun kalan uygar insanlar aranıyor..
Dostlarım, binlerce arkadaşım öldü… Kozarak köyünde 1987
yılında benimle ekmeğini,yüreğini paylaşan İbro ve ailesi ve Türkiye
den gelmişiz diye bizi görmeye gelen bütün köy halkı, gençler,
çocuklar, kızlar, kediler, köpekler, kuzular, anılar ve hayat öldü..

10

Üzgünüm…hüzünlüyüm...ölen dostlarım gibi paramparçayım. Mavi
kelebekler dolaşıyor tepemde. Ölülerin toplu halde gömüldüğü yerde
yeşeren ölüm çiçeklerine konan tek kelebek..Ölülerin ruhunu
kanatlarında saklayan mavi kelebek.Hep o coğrafyanın
hüznünü,gözyaşlarını ,ölülerin yarım kalmış umutlarını renginde
sonsuza kadar taşıyacak bir kelebek artık hayat..
Türkiye ye gelmek istiyordu İbro ( İbrahim ) ..Akrabası vardı,
kardeşi vardı.. Ben vardım..umudu vardı. Ama dünyanın en barbar,
ülkeleri tarafından işgal edildiklerini bilemedi ibro.
Bilemedim..Artık Şiirin suskun kaldığı saatlerdeyim.
Ve ben İbro’yum. Ve ben ölen çocukların külü..
Yarım kalan umutları, kulakları tırmalayan çığlığıyım o mazlum
halkın, kardeşiyim ve hüznüyüm tarihlerinin…
Ağla Bosna…ağla Srebrenitsa...ağla ruhum, ağla şiir ve suskun
kalan, halkım.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI