Bugun...


Sevgi Ulcay

facebook-paylas
GÜLME KOMŞUNA!..
Tarih: 02-02-2020 12:32:00 Güncelleme: 02-02-2020 12:32:00


Bu tatilimde kararlıydım sabah kahvaltımı edicem sonra evde yayılıcam tümmm gün, arada akşamları dostlarla takılıcam.

İşte bir şeyi dilerken ya da plan yaparken her daim hayırlısı ile diyeceksin!

Artık zaten evden çıkma, insan içine de pek karışma şansım yok.

Neden derseniz, şimdi olay şöyle oldu;
bugün akşam üstü Sabiha Gökçen’den Dalamana uçuşum vardı..ilerleyen saatlerde trafik olur erkenden çıkayım, hem her geldigimde hep karşıda kalan, malum İstanbul’da hangi tarafta yaşıyorsan karşısı Londra’dan daha gurbet sayılıyor, dostlarla görüşürüz, ordan da havalimanına giderim dedim..

İlk önce çok eski taaa ilkokul Karadeniz Eregli zamanlarından bir dostuma uğrayacağım ardından da diğeri ile caddede buluşacağım..

Saat 11 gibi işyerine kahveye uğradım tesadüf bu ya işi de yüz gençleştirme, bir sürü şey yapıyorlar; sormayın ney, isimlerini bilmiyorum.

Gelen giden yogun, ben de onlarla muhabbet ediyorum, bu arada kendim için de soruyorum malum 2020deki misyonlarımdan biri 60 yaşıma, 50’de yakalandığım gibi hazırlıksız yakalanmayacağım...

Dedim yahu ben de bir şey yaptırayım, bir şeyler yaptırmak istiyorum; botox var, dolgu var, hifu mu ne var, türlü türlü şeyler yapıyorlar.  Zaten her gidip geldigimde istanbuldaki tüm arkadaşlarım ben gittikten sonra sanırsın buzluğa giriyor, yine gelince o sabah çıkıyorlar. Yakında birlikte fotograf paylaşınca beni genç yeğenleri ile gezmeye gitti sanacak millet. Halbuki hepsi benle aynı yaştalar...

Neyse Arzum baktı dediki “senin henüz botoksun gelmemiş ama göz altlarının torbaları seni yorgun ve yaş almış gösteriyor”..

Dedim “zaten o listemde kışın yaptırıcam hatta genetik babamdan geçtiği için ona havale ettim o ödeyecek.”

Dedi “gerek yok ameliyata başka ameliyatsız yöntemler var.”

Nedir, nasıl, hemen mi yapılıyor derken, ben orada spontane karar verdim ve kendimi masada buldum mu!

Öyle bir yerki zaten havaya giriyorsun, mahalle baskısı söz konusu...

Dedim “Tatile geldim..tamam düğün dernek gezmeyeceğim ama yine de arada insan içine çıkacağım.”

Dedi “sorun degil yarın biraz şişer kızarıklığı, izi bb kremle kaparsın, 4-5 güne bir şeyin kalmaz...

Zaten 15-20 dakikalık bir işlem..”iyi madem” dedim “caddeye kahveye de yetişirim...”

Tabii o nerden bilsin benim en ufak bir acıya tahammülüm olmadığını ve öyle krem, local uyuşturma vs.’nin ben de hiç işe yaramadığını.

Kan testinde bile nerdeyse tüm bileğimin morardığını.

15-20 dk sürecek işlem benim her 2 dakikada bir uzun uzun mola istememden sürdü 1.5-2 saat...

Başladık bir kere ben çoktan vazgeçtim ama çok geç, kendi kendime “sabah kahve için çıktın haline bak!” diye sövüyorum...

Bu arada da içimden bu işlemleri düzenli yaptıran kadınlara da “ne cesurlar, ne dayanıklılar valla helal olsun” diyorum..

Neyse nihayet bitti, ben bir aynaya baktım.

Bakmaz olaydım, kızarıklık falan değil, bildigin savaşa hazırlanmış kabile üyeleri gibi gözümün altı simsiyah...

Yardımcı kapatıcı sürüyor ama bunu kapamak için bb krem değil bildigin alçı falan lazım.

Benim cadde programı zaten iptal artık havalimanına yetişirmiyim diye düşünüyorum, daha da önemlisi bu halimle nasıl giricem insan içine uçağa falan diyorum..

İşte Allah’ın sopası yok!

Sen misin yıllarca havalimanlarında savaştan memleketlerine yollanan yaralılardan hallice kiminin burnu bantlı, kiminin gözü mor, kiminin kafasındaki kel kanlı, gaziler gibi dolaşanlarla, kadınlar da Banu Alkan gibi güneş gözlüklerle uçakta oturanlarla, erkekler de break dansçı gibi kafasında bantlılarla dalga geçen...

Dedim “Sevgi tenkit ettiğini yaşamadan öldürmezmiş, buyur şimdi! “Mike Tyson’a boks torbalığı etmiş gibi suratın sen de artık mecbur o gözlüğü takacaksın...

Havalimanında gözlüğü hiç çıkarmadım, uçakta tam çıkardım çaprazda oturan küçük kızın dehşet içinde bakışını görünce hemen geri taktım, meğer biz korkmayalım diye takiyorlarmış o gözlükleri haklarını yemişim bugün anladım..

İndim Onur gelememiş arabayı teslim etmeye bir arkadaşını yollamış çocuğu tanımıyorum.

Abla, seni tarif ettim dedi, dedim: tarife gerek yok gözleri mor de yeter, yetti!..

Geldim Göcek’e maç aklımda evde seyretme şansım yok ilk yarı bitmek üzere...

Dedim zaten bomboştur her yer, mekan tanıdık git West Cafe’ye..

Bir gittim ki iğne atsan yere düşmez meğer tekne yarışı varmış, kapıda dikiliyorum bir yanda Fenerbahçe’m..
bir yandan da düşünüyorum bu halde nasıl girecem..

Arkadaşlar inanmayacaksınız, vallahi bacımlar öyle bir alıştırmış ki buraları, ne olmuş bu kadının yüzüne diye bakan yok!

Biliyorlar, ben dayak yemiş sanacaklar derken, onlar yedim desem bile inanmayacaklar...

Göcek bildiğin cilt bakımı, estetik ameliyatı , göz altı, üstü olayını baya aşmış..

Şimdi eve geldim düşünüyorum, hadi Göcek’te bu işlemleri yaptırmayanı dövüyorlar da Datça’ya nasıl gidecem, sorana karizmayı çizdirmeden ne diyecem.

Kimse ile görüşmesem de evde yumurta bile kırmak yok diye yeminli geldim, açlıktan mı ölücem...

Sonunda buldum, ben zaten “Kadına şiddete dikkati çekmek için böyle dolaşıyorum!”

Anlayan olursa da ne edeyim yahu, dayımın hep dediği gibi; “Ben de işin aslı; biraz küçük burjuva çocuğuyum!”

 



Bu yazı 411 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI